Süleymaniye Cami - Hira Gençliği

HİRA GENÇLİĞİ

Post Top Ad

Responsive Ads Here

13 Nisan 2020 Pazartesi

Süleymaniye Cami


SÜLEYMANİYE CAMİİ
Süleymaniye Camii, Mimar Sinan’ın “kalfalık” eserim dediği, 1550-1557 tarihleri arasında dönemin padişahı Süleyman (Kanuni) adına yapılan eserdir. İstanbul’un yedi tepesinden dördüncü tepede bulunan Süleymaniye Camii Osmanlı mimarisinin en seçkin eserlerinden birisidir.
Süleymaniye Camii toplumun hizmetini gören, medrese, sıbyan mektebi, hamam, tabhane, türbe, bimarhane gibi yapıları da içinde barındırır. Ortada cami olmak üzere tüm yapılar “U”  düzeni içinde sıralanmıştır. Bu düzenekte bir sistem 16.yüzyıldan sonra görülmemiştir. Sinan Cami’nin yapımında her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmüş ve büyük bir özenle çalışmıştır. Cami avlusu 28 revak kubbeli sütundan oluşur. Avlu ortasında dikdörtgen mermer ve bir şadırvan yer alıyor. Üç kapıdan girilen avlunun kuzey yönündeki kapısı oldukça anıtsaldır. Bu kapı Süleymaniye Camii'nin görkeminin  bir göstergesidir.  Camii dört minarelidir. Dört minareli olmasının sebebi Kanuni Sultan Süleyman’ın İstanbul’un fethinden sonraki dördüncü hükümdar olmasıdır. Minarelerinin şerefelerinin sayısı da ondur. Buda yine Sultan Süleyman’ın Osmanlı Devleti’nin onuncu padişahı olduğunu belirtir. Süleymaniye’nin kubbesi 53 metre yüksekliğe sahip olup Ayasofya’nın kubbesinden 6 metre daha yüksektir. Bu kavisli kubbe göğün simgesi olmakta, kare zemin ise dünyayı simgelemektedir. Tüm Osmanlı camilerinin kubbelerinin ortasında veya minare tepelerinde görülen alem simgesi Süleymaniye Cami’sinde mutlak bulunmaktadır. Kubbenin tepesindeki alemin ucundaki hilal ile ortasına yerleştirilen yıldız, göğe atıf yapmaktadır. Kubbenin tam merkezinde oluşu gökte görülen ayın özel önemine işaret etmektedir.  Ay ile yıldızın hem camilerde hem de bayrakta bulunuşu derin kültürel anlamlar içermektedir.
 Mimar Sinan’ın üstün zekasıyla inşa edilen bu muhteşem yapıtın her karesine adeta ilmek ilmek işlenen bu şifreler, Camii’nin gizemini arttırmakla beraber meraklılarının içinde bir heyecan duygusu yaratmaktadır. Osmanlı mimarisinin en gerçek0çi bir şekilde görüldüğü Süleymaniye Camii’nin genel görünümü itibariyle yapının geniş ve gösterişli olması, insana  o dönemdeki şartlarla bunun nasıl gerçekleştiğini düşündürebilir. Yapının açılışında bile akıllara durgunluk veren hadiseler meydana gelmiştir. Böylesine görkemli bir yapının inşasına yedi yılı fazla bulan Kanuni bir gün Mimar Sinan’a giderek: “bina ne vakit tamam olacak?” der. Sinan’ın cevabı ise  iki ay içinde hazır olacağı yönündedir.  Nasıl bir özveri ve teslimiyettir ki yedi yılda tamamlanamayan devasa yapının iki aya yetişmesi. Ayrıca caminin anahtarla açılması Sinan’a nasip olmuştur.
 Cami’nin bazı bölümlerinden bahsedecek olursam:
 Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın da  türbelerinin  bulunduğu ve gerek padişah soyundan gelen gerekse tarihte adı geçmiş ünlü kişilerin de mezarlarının bulunduğu kısımdan bir geçecek olursak; oradaki uhrevi ama ürkütücü olmayan o  hava bizleri bambaşka bir aleme götürür. Bir zamanlar Osmanlı Devleti’nin en güçlü, en parlak döneminde yaşamış ve 46 yıl hükümranlık sürmüş olan Kanuni Sultan Süleyman’ın bile bu dünyadan göçmüş olması bir anlık bile olsa bizim dünyevi zevklerimizi bir kenara bırakmamızı sağlayabilir ve insanın düşüncelerini kendisini yaratana ulaştırır.
Mezarlığın bir nevi ufka açılan kısmında,  bu dördüncü tepede bizi bekleyen  o muhteşem İstanbul manzarası adeta mutlu son gibi bir şeydir. İstanbul’un hemen hemen her yerinin görüldüğü, böylesine güzel bir manzara insanın aklına hoş düşünceler getirir. Ne kadar uzağa bakarsanız bakın sizi kucaklayan gökyüzü  bulunduğu yerin güzelliğini tamamlar.
Süleymaniye Cami’nin değeri, kıymeti  için milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy şu satırları beyan etmiştir:
“Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir

Onu en çolpa herifler de emin ol becerir.

Sade sen gösteriver 'işte budur kubbe' diye

iki ırgatla iner şimdi Süleymaniye.

Ama gel kaldıralım dendi mi heyhat o zaman

Bir Süleyman daha lazım yeniden bir de Sinan.”


Hangi açıdan ele alacak olursak olalım, ister mimari, ister tarihi, istersek de kültür her yönüyle paha biçilemez değerlere sahiptir Süleymaniye. Ayrıca Akif’inde özetlediği gibi yerine asla bir benzeri gelemeyecek bir mirastır bizim için.

Fehva
(Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.)

1 yorum:

  1. Yazınız çok güzel. Naçizane bir bilgi de ben paylaşmak istedim. Mimar Sinan'ın mezar yeri camiye kuş bakışı bakıldığında sağ alt köşededir. Yani bu bir resim çizip imza atmış gibi gözükmektedir.

    YanıtlaSil