HELAL GIDA VE SAĞLIKLI YAŞAM
Bugün ümmetçe düştüğümüz zilletlerin temelinde bilgisiz bir topluma dönüşmüş olmamız yatmaktadır. Düşüncemizde, davranışlarımızda ve
hareketlerimizde İslami ölçüleri referans olarak almak zorunda bulunduğumuz halde; bilgisizlik ve doğru bilgiyi araştırmada göstermediğimiz tembellik,
günlük hayatımızın her kademesinde karşılaştığımız olaylarda bilinçsiz, yanlış ve İslami ölçülerin dışında tepkiler vermemize neden olmaktadır.
Şah-ı Nakşibend Hazretleri yemek yerken uyanık olmak ve kalp huzurunu sağlayabilmek için dervişlere devamlı tavsiyelerde bulunurdu. Müridleriyle
birlikte yemek yediğinde , onlardan biri bir lokmayı ağzına gafletle götürse, derhal onu yumuşak bir lisanla ikaz eder ve bir lokmayı bile gafletle
yemelerine gönlü razı olmazdı. Şayet bir yemek öfkeyle, gönülsüz olarak ve zorla pişirilmişse, onu yemediği gibi talebelerinden birinin yemesine de razı
olmazdı. ‘’Bu yemekte zulümat(karanlıklar) var , bizim ondan yememiz münasip değildir!’’ buyururdu.
Bir gün bir beldeye gitti. Bir derviş önlerine yemek getirdi. Şah- Nakşibend Hazretleri: ‘’Bizim bu yemeği yememiz münasip değilir. Çünkü o, öfke ile
pişirilmiştir. Unu elekten geçiren, hamuru yoğuran ve pişiren kişi öfkeliymiş!’’ buyurdu.
Ümmetin tek kurtuluş yolu yeniden helal yaşantısına dönmesidir. Bu helal yaşantının en önemli halkası ise helal lokma şuurudur.
Muhammed Emin Hocanın videosunu dinlerken de İnsan yediklerinin ve içtiklerinin esiridir. demişti. Sad bin. Ebi Vakkas, dualarının kabul olması
duasını isterken, Peygamber Efendimiz ona helal şeylerden ye ki duaların kabul olsun! demişti. Bizler şuan yediğimiz içtiğimiz kaç şeyin helal veya
haram olduğunu kontrol ediyoruz, etmiyoruz tabiki çoğumuz. Araştırdıkça ve okudukça yediğim her şeyi kusasım geldi gerçekten.
Batı bu yüzyılda insanları mikrop ve gıda ile tehdit edecek! Mikrop derken neyi kastediyor açık değil mi? Gıdalarımız zaten hiçbir zaman organik
olamadı malesef. Bizde de hata ki GDOluymuş, zararları çokmuş diyoruz ama yemeğe devam ediyoruz! Gerçi onu yemesek, ne yiyeceğiz? Dediğimiz
müddetçe ne sağlıklı bir yaşam ne de sağlıklı bir beden ile hayatımıza devam edebiliriz. Yediğimiz, içtiğimiz, kullandığımız, giydiğimiz her şeyin içeriğine
dikkat edelim, sorgulayalım. Ne yedik ve neden yedik Çoğu batı ticaretinden gelen ürünlerin kaçı Müslümanların yararına olabilir ki?
Bu vücud bize emanet verildi ve bir gün bu uzuvlar, organlar bunun için bizden hesap sormasın.
Birkaç madde ile sırayalım bakalım neyin için de ne var ve biz ne yiyoruz .
1. MARGARİN
Margarin üreticileri, 100 gram yağda 1 gramın altındaki trans yağlarını yanlış olarak sıfır trans yağ içeriği olarak gösteriyorlar.
Fakat tükettiğimiz paket gıdaları da göz önünde bulundurursak vücudumuza aldığımız trans yağ asitleri hiç de az değil.
Bilimsel açıdan sağlık için zararları ortaya çıkınca üreticiler trans yağ içeriğini bir miktar azaltmıştır.
Trans Yağ asitlerinin;
•Koroner Kalp Hastalığına sebep olduğu kesinleşmiştir.
•Diyabet,
•Obezite,
•Kanser,
•Kısırlık,
•Karaciğer Fonksiyon Bozukluğu,
•Alzheimer,
•Parkinson,hastalığın kapısını açmaktadır.
2. JELATİN
3. Malezya İslam Üniversitesinde biyoloji doktora öğrencisi Süleyman Bin Habib, araştırma konusunun jelatin olduğunu söyleyerek yeni teknolojik
gelişmelere göre jelatinin istihale olmadığını tespit ettiklerini anlattı. Süleyman Hocaya göre, laboratuvar ortamında jelatin hassas analizlere
tabi tutulduğunda gerçek kaynağı olan hayvanın DNAsını hala muhafaza ettiği ortaya çıkıyor. Yani domuzdan veya haram bir hayvandan elde
edilen jelatinde bu hayvanların DNAsı hala mevcut olduğundan bu işlem istihale olarak izah edilemez. Bu durumda İslami usüllere göre
kesilmemiş hayvanlardan üretilen jelatinin Besmelesiz kesilmiş hayvanlara benzetilmesinin doğru olacağı düşünülmelidir. Velhasıl, WHCnin bu
ön çalışması, kritik hammaddelerden olan jelatinden her ne surette olursa olsun uzak durulmasının Müslümanlar için daha uygun olacağını
ortaya koymaktadır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder