ARAYIŞ
Çok
mutsuz, umutsuz bir neslin yetiştiğini gördükçe hep hayıflanıyor diğer yandan
üzülüyor ama sorunun kaynağı nedir, çözüm ne olabilir, hiç üzerine
düşünmüyoruz. Aslında bizlerin de pek umutlu olduğu söylenemez. Düzeleceğine,
düzeltilebileceğine dair inancımız maalesef ki tükenmiş.
Her
gün bin bir türlü haberle karşılaşıyoruz. Öncesinde kalbimize dokunan bir çok
acı artık dokunmamaya, başkalarının yerine utandığımız şeyler artık yüzümüzü
dahi kızartmaz oldu. Kısacası artık, sıra dışı her şey sıradanlaşmaya başladı.
Ama dinimiz ahlakın dönemlere göre normalleşmesini normal görmez. Allah, kelamı
hak olan sözünden dönmez. Biz alıştık diye, herkes yapıyor diye, artık devir
böyle diye, diye diye kendi içimizi rahatlatıyor olabiliriz ki; bu da hiç normal
değil, lakin Allah on dört asır evvel hak kitabında ne dediyse şimdi de, yarın
da, kıyamete kadar da aynı şeyler geçerli olacaktır.
Nefsin,
onca nimete karşı hala tatmin olmayışı, artık fazlasını ne yapacağız
diyeceğimiz hale gelen yiyecek, giyeceklerimiz, eskiden koca bir ailenin
sığdığı ama şimdilerde bir karı kocanın sığamadığı evlerimiz, yollarımız hepsi
ama hepsi büyüdü, genişledi ama ruhlarımız daraldı. Neden daraldı ruhlarımız,
sıkışıp kaldı onca şeyin içinde? Şükrümüz var mı? Ya da farkında mıyız ki bunca
nimetin?
İnsanoğlu
olarak arayıştayız. Çıldırmak, patlamak üzere olan ruhumuzun bir serçe misali
hafiflemesi için ciddi bir arayıştayız. Peki neyi nerde aradığımız mühim bir
mesele ddğil mi?
Mevlana
hazretleri buyurur; “Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak, onu aramamak demektir.”
Bizler nefsin arzularına, zamanın fitnelerine göz yumdukça kaybettiklerimizi
kazandığımız yer neresiyse orda aramalıyız. Eğer hiç kazanamadık hep böyle
gelmiş böyle gitmişse ve bu gidişe bir dur demek istediyse ruh, ahlakı en iyi
kim sergilemişse onu bulmalıyız. Efendimiz aleyhiselam yavrusunu diri diri
toprağa gömen, bataklıklarda olanları o bataklıktan çıkarıp birer ahlak abidesi
yapabildiyse, bizler de kendimizi kurtarabiliriz, sonra ailemizi,
yakınlarımızı.. Bizim ilacımız peygamberimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve
sellem, kitabımız Kur’an, yaratıcımız Allah’tır. Bu ilaçlardan koparılmış bir
neslin huzuru yoktur, ruhu hapistir. Buna sarılan nesil pırıl pırıl
parlayacaktır hem dünya da hem mahşerde hem de ahirette.. doğru yerde ararsak,
buluruz kaybettiklerimizi. Çaba eyleyip sonra tevekkül edip sığınalım Allah’a
ondan başka sahibimiz yok elamdülillah. Ruha bir şifa ile başlayalım
kaybettiklerimizi bulmaya.
“Allah kuluna kâfi değil mi?
Öyleyken onlar kalkmış seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi
şaşırtırsa artık ona doğru yolu gösterecek yoktur.”1
“Kimi
de Allah doğru yola yöneltirse onu şaşırtabilecek bir güç yoktur. Allah
kötüleri hakkından gelen mutlak güç sahibi değil midir?”2
"Dost
istersen Allah yeter. Evet, O dost ise her şey dosttur."3
1.2. Zümer
Suresi - 36-37 . Ayeti Kerime
3.
Risalei Nur Sözler
AHSEN-İ YAR
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder