YIKIK BİR GÖNÜLDEN ALEMİN REİSİNE
Bir zaman yolculuğuna çıkacak olsaydık ve Hz.Peygamberin yaşadığı o zaman dilimine yetişmiş olsaydık, en çok neleri sever, en çok nelerden vazgeçerdik..Ya da bugün sevdiklerimizi yine Hz.Peygamberin gözlerinin içine bakarak sevebilir miydik? Sofralarımızın baş köşesine gönül rahatlığıyla oturtabilir miydik? Sokaklarımızda gezdirebilir miydik acaba? Banka kuyruklarını, gururla her yere astığımız faizli reklam panolarını birlikte inceleyebilir miydik? Aldığımız en marka ayakkabıları "ümmet bu kadar
zor durumdayken" onun yanında gururla giyebilir miydik? Sahi hiç düşündük mü Hz.Peygamber(s.a.v) ile yaşamış olsaydık biz "İSLAMIN" bu davanın neresinde olurduk? Ümmeti" olarak hiç korktuk mu ya bir gün gelip bu halimizi görür de bizleri ümmeti olarak kabul etmezse diye, "miras olarak bıraktığım Kur 'an ve Sünnetin kokusu bile gelmiyor sizden" deyip arkasını dönüp gittiğini, tahhayül edebildik mi?Ebedi alemde karşılaşmayacak mıyız peki. Yüzüne karşı yüzümüz tutacak mı, sözüne karşı boynumuz kıldan inceydi diyebilecek miyiz?
Yok yok katiyetle sabitki "Ümmet" olamadık biz..Hayatımızda yeni çıkmış bir dizi kadar yer edinmedi belki de. Çocuklarımıza süprmenleri sevdirdiğimiz kadar sevdiremedik Fahri Kâinat Efendimizi..Kabul edelim yenildik, ve bunun farkında bile değiliz! Sahabeyle aynı Cennete talip olmanın utancı var yüzlerimizde..Çünkü farkındayız biz de yok sahabenin
fedâkârlığı..Ama ne yapalım yok ki gidecek başka bir kapımız. Bu zamanın en derin yara almış insanları olarak layık olamamakta sana sesleniyoruz;
Ey uğruna âlemler yaratılmış Rabbisinin biricik Habibi, ey ağaçları yürüten, ey taşları konuşturan,
ey yerin göğün en çok takdir edip övdüğü, ey
gelişiyle gönüllerimizi şenlendiren, ey insanı insan eden, ey kâinatı, alemleri anlamdıran SEVGILI..Sana ümmet olamadığımızın farkındalığına boynumuz bükük..Evlerimiz, sokaklarımız, gönüllerimiz Muhammedi Sevdadan bihaber bugün. Soframız senin oturacağın sofralar değil, yönümüz sana
doğru değil..Ama boynunu büküp ağlayan devenin, sensizliğin acısıyla kıvranan ağaç kütüğünün, gidişine ağlayan semanın hüznü ve yükü var omuzlarımızda. Nice boyun büktüğümüz dünyalıklar urgan olup yapıştı ruhumuza. Sensizliğin acısı düğüm düğüm
bir çığlık olup birikti. Bir Ömer değiliz ama Ömer sedasıyla sesleniyoruz bu ahir zamanın günah
dolu asrından. Bizide Ömer(r.a) kabul eyle ey merhamet ve sevginin kahramanı sevgililerin en sevgilisi(sallallahualeyhivesselem).
Gül cemalinle müşerref olanları kıskanmaya hakkımız olsun. Senin meclisinde cennet kokunla şerefyâb olmak için bir ömür tüketmek, can vermek, uğruna malları, evlatları, dünyaları bir hiç sayıp sana ümmet olmak..Sana sevdalanmak, bu sevda uğruna gönlünü bahşetmek, kalplerimizi çıkarıp avucunun içine koymak, ayağına toz olmaya hakkımız olsun..Sen merhametinle bizi ümmetin saysan bu lutüf bize
yeter Ey Habibim..Bütün bozuk düzenlerimizi, iğrenç sistemlerimizi elinin tersiyle bir kenara atan, bir Ömer bir de Hamza katılsa aramıza..Çağları aşıp sana gelsek, yoluna ölsek, seninle yeniden doğsak. Bu günâhkâr çehremizle sana ümmet olmak yeter bize..
Ahir zamanın ahıyla bin dört yüz yıl önce sesleniyoruz! Dergahından kovma bizi, kabul eyle! Haykırışlarımızı, kararan kalplerimizi ele geçiren bu dünya sevgisinden kurtar bizi, ümmetin olarak kabul eyle ey Fahri Kâinât Efendimiz..Zira layık olamasakta bu yeter bize..(sallallahualeyhivesselem).
Kelam-ı kibar
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder