KAYBETTİĞİMİZ İNSAN KİMLİĞİ
Bismillahirrahmanirrahim
İnsan kimliği ile alakalı günlük hayatta pek çok kavram okuruz, fakat; bizler asıl kimlikle uğraşmayız fert olarak, toplum olarak..Hatta insan kimliğinin aslıyla hiç ilgilenmeyiz bile..Ya dış görünüşe çok ehemmiyet verip içini boşaltır, yada içi boş olanları dolu zannedip asıl ehemmiyet vermemiz gereken şeyi unuturuz. Toplum olarak sürüklendiğimiz bu etiket kavgası, bu üstün kimlik mücadelesi giderek korkunç bir hal almaya başladı..Öyle ki insana insan olmanın hususiyetini unutturdu.
Peki nedir insanı bu şekilcilik dolu, içi boş kimlik arayışına iten? Kararan vicdanlar mı çoğalttı ve pahalılaştırdı etiketleri, yoksa etiketler mi insan seçmeye başladı? Nasıl bir girdabın içine doğdu
bu nesil.. Bir nesil doğdu bugün bütün anlamlarını yitirmişçesine, deli gibi etiket seçmeye başladı. Falan kafede giydiği pahalı ayakkabıyı ve çantayı sergilemek için varını yokunu ortaya koymaya hazır olan bir nesil..Yeni çıkan koltukların peşinden koşarken bütün benliğini yitiren anneler ve bu annelerin yetiştirdiği zamanın derinliklerinde ve dipsiz karanlığında boğulan bir nesil..İhtiyaç tekkerrür etmesi gereken yerde lüksün ihtiyaç olduğu zamanlardan geçiyoruz bugün.. Dedesinin, babasının adını dahi bilmediği arabalara binen fakat yine de burun kıvıran erkekler, annesinin çalışmaktan nasır tutmuş ellerinden utanan tırnakları cilalı fakat gönlü kara boyalı kızlar..Daha niyesini dahi
soramadığı sisteme köle olmuş bir nesil ne yazık ki.. Evet aynı nesil, sonra israf etmeye başladı Cenab_ı
Allahın nimet olarak verdiği herşeyi..Yedikçe doymadı, doymadıkça sömürmeye başladı, sömürdükçe kendi kimliği zannettiği güç ile dünyayı ezmeye başladı..Bir hiç olan insan kendi kimliğinden uzaklaştıkça, gönül kimliğini yıprattıkça en aşağı hayvandan bile daha aşağı olmaya başladı.."Mahlûkatın en mükerremi,
belki en âlâsı olan insan, eğer bozulsa, bozuk hayvandan daha ziyade bozuk olur." diyor Üstad Bediüzzaman..Tamda o bozukluğun içinden geçiyoruz bugün hemde tam ortasından..Bir kesim yaralı bir kesim yamalı..Tamamlanmaya hasret bir nesil..
Şahı Nakşileri yetiştiren analar, bugün kredi çekip çocuğunun hayatını garantiye alıyor..Veysel Karaniye vicdanı nakşettiren analar bugün dünya sevgisinin nakışlarını yakıştırıyor çocuğuna."O şefkatli vâlide, çocuğunun hayat-ı dünyeviyede tehlikeye girmemesi, istifade ve fayda görmesi için her fedakârlığı nazara alır, onu öyle terbiye eder."Oğlum paşa olsun" diye bütün malını verir; hâfız mektebinden alır, Avrupa'ya gönderir.Fakat o çocuğun hayat-ı ebediyesi tehlikeye girdiğini düşünmüyor ve dünya hapsinden kurtarmağa çalışıyor, Cehennem hapsine düşmesini nazara almıyor.Fıtrî şefkatin tam zıddı olarak o masum çocuğunu, âhirette şefaatçi olmak lâzım gelirken davacı ediyor.
O çocuk, "Niçin benim imanımı takviye etmeden bu helâketime sebebiyet verdin?" diye şekva edecek."Bugün bu tehlikenin boyutu kalpleri
ürpertecek kadar hakim.. Kalplerde, vicdanlarda tahakküm..
Bu tahakkümün sancılarını bir bir iyileştirip, gönüllere vicdan bekçileri dikilecek günler yakındır biiznillah.Bütün benliğimizle o günün özlemi ile yaşıyoruz.. Zira her zerresiyle bugün bunun eksikliğini alenen yaşıyor insanoğlu..Kendini kaybede kaybede bulmaya yüz tutacak belki de..Fakat öyle yada böyle bu düzen böyle devam edemez..Bu gidişe dur diyecek Sıddık yürekliler elbette birgün bir adım sonra bir adım daha öne çıkacak..İşte o gün insan yeniden doğacak yeniden; emaneti omuzlayacak ve asıl etiketin Allah'a kul olmakta olduğunu kalbiyle, diliyle, bütün hayatıyla ortaya koyacak..Anlamaktan aciz olduğumuz şu insanın tarifini;
"İnsan şu kâinat ağacının en son ve en cemiyetli meyvesi..Ve hakikat-ı Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm cihetiyle çekirdek-i aslîsidir."
Kelamı Kibar
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder