Sanki tüm insanlar sözleşmiş gibi, her şey mi üst üste
gelir.
Uzun ve kalabalık bir sokakta yürüyorum, ara ara elim
telefonuma gidiyor, sahi kimi aramalıyım?
Biliyorum; sanki tüm tuğlaları üst üste dizmişler de tek bir
adımımızla yıkılacakmış gibi hissediyoruz.
Garip, aynı sokaklarda defalarca yürüyor ve aynı kapıya
çıkıyormuş gibi, üstelik bir sonuca varamıyoruz.
Kapısını çaldığımız
yer mi yanlış ? Nerede hata yapıyoruz?
Anlatıp rahatladığımızı düşünürken, çare olamadıklarını,
olamayacaklarını anlamak uzun sürmüyor, biz anlattıklarımızla kalıyoruz onlar dinledikleriyle..
“Şu engeli bir aşayım
da sonrası aydınlık” derken, yeni bir yokuşun başında buluyoruz kendimizi.
Biraz da iç sesimiz başlıyor konuşmaya “Nereye dönsem çıkmaz sokak” Neden?
Çünkü asıl gitmemiz gereken yere gitmiyoruz.
Bize kapı açamayacak, belki geçici bir mutluluğa,hemde kısa
bir süreliğine uğrayacağımız yerlere koşuyoruz her defasında.
Düşünsene, huzurunda dursak, sessizce otursak, derdimizi
sadece gözyaşlarımızla anlatsak bile içimizdekileri bilen bir Rabbimiz var.
Bilsek ki, imtihan deryası bu, ‘Güzel vakit geçirmeye değil, güzel vakit geçireceğimiz yer için
buradan geçmeye geldik.’’
İşte o zaman
gökyüzünün asıl rengini görebileceğiz..
Rabbimiz bakın ne
buyuruyor:
Fakat biz Allah'a tüm yüreğimizle güvenmez ve
bizi dertlerimizden Allah'tan başkalarının kurtaracağını zannedersek, Allah'ın
yardımına nasıl mazhar olabiliriz ki?
Hem Bilir miyiz “Nasıl şükür nimeti ziyadeleştiriyor; öyle
de şekva musibeti ziyadeleştirir.”1
Şikayet ettikçe de yeni bir üzüntüye düçar oluyoruz,
farkında değiliz.
Bu yüzden, bir adım
sonramız hep tedirgin, kaygılı.. “Ne
olacak, geçecek mi?” soruları zihnimizde.
Hatırlar mısınız,
küçükken bir büyüğümüzün elini tutardık karşıdan karşıya geçerken, ve aklımızda
gelip geçen arabaların korna sesleri olmazdı. Nasıl olsa
bizim yolumuzu çizen tuttuğumuz eldi. Yolun
karşısına güvenle geçerdik, bilirdik tuttuğumuz el bizi
bırakmaz. Sonra büyüdük. Ellerini sıkıca tuttuğumuz büyüklerimizin dışında ki
,asıl ve sonsuz güç sahibi olan Rabbimiz’e yaslanmayı
unuttuk, bu yüzden emin olamadık attığımız
adımlardan.
Teslim olmayı unuttuk, unuttukça da gittiğimiz yolu doğrusu
zannettik, eğriye yürüyorken.
Bu konuda, Hz. Eyyub
(As.)¸ bizlere en kalıcı dersi vermiştir. Yıllarca vücudu yara içinde
kalan,malllarını,evlatlarını bir bir kaybeden Hz Eyyûb (as)
bir kere bile şikayet etmemiştir. Ve açıklıyor
ayeti kerime; “Eyyûb
de¸ Başıma bir belâ geldi¸ (Sana sığındım)¸ Sen merhametlilerin
merhametlisisin.'
diye Rabb'ine nidâ etmişti. Biz de onun duâsını kabul etmiş ve başına gelenleri
kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk
edenlere bir hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve
kaybettikleriyle
bir mislini daha vermiştik.” 21/Enbiya¸ 83-84.
Bizler de Allah’a yaslansak, denizin ortasında dahi kalsak
sakin kalacak yüreğimiz.
Bir kişi Allah'tan başka kimseye ihtiyacı olmadığına inanırsa Allah’ta
onu başkasına muhtaç etmez. ‘2
Ve unutmamalı ;
‘’Allah birdir. Başka şeylere müracaat edip
yorulma, onlara tezellül edip minnet çekme, onlara temelluk edip boyun eğme,
onların arkasına düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme. Çünkü Sultan-ı
Kâinat birdir, her şeyin anahtarı O’nun yanında, her şeyin dizgini O’nun
elindedir, her şey O’nun emriyle halledilir. O’nu bulsan, her matlûbunu buldun;
hadsiz minnetlerden, korkulardan
kurtuldun...’’3
Şimdi biliyoruz ki, gittiğimiz yolu artık değiştirme vaktidir.
Korkularımızı,endişelerimizi
Allah’a teslim etme Vaktidir.
Çünkü bizi
Yaratan Rabbimiz, ezeli ve ebedi gücüyle
bizim tek sığınağımız.
Ve Ey biçare gönlüm duy!
‘’Beni yaratan elbet yolumu gösterir’’(Şuara suresi 78)
En güzele
Emanetsiniz,Selamunaleyküm..
Kaynak 1 :
(Bediuzzaman Said nursi)Ikinci Lema
Kaynak 2: Şems-i Tebrizi
Kaynak 3: Bediuzzaman Said nursi)Yirminci mektub

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder