Semi’na veeta’na
Semi’na ve’asayna
Bu iki lafzı hep aklımızda tutalım. Çünkü ahir zaman fitneleriyle sancılar içinde olan ruhlarımıza dinlendirici yağmur taneleri kadar rahmettir bu kelamlar. Allah kelamıdır çünkü.
Anımsayalım, “Üzerine Allah’ın ismi anılmayan şeylerden yemeyin. Çünkü o kesinlikle itaatsizliktir. Hakikaten şeytanlar sizinle mücadele etmeleri için kendi dostlarına fısıldarlar. Eğer onlara itaat ederseniz elbette siz de Allah’a ortak koşanlardan olursunuz.” (En’am Suresi 121)
Biri çıkıp ‘hayvanın kanı akıtıldıktan sonra ne fark eder söz olarak şunun ya da bunun söylenmesi diyebilirdi. Fakat her şey bir sistem meselesiydi. Tevhid meselesinde Allah’a şirk koşulacak her şey dini imanı ve Allah’ın kurduğu sistemi temelinden sarsmak için dinamit niteliğindeydi. Şeytan ve dostlarının istediğiydi.
Şeytanın dostları kimlerdir peki? Fasıklar, münafıklar, inkarcılar ve tağutlardır. Bunların hepsi de şeytanın isteği doğrultusunda Allah’ın emir ve yasaklarının aksini yapmak, yaptırmak ve kendi fikir ve ya ideolojilerine bağlılık isterler. Buraya kadar biliriz fakat ‘aklımıza, mantığımıza uymayan şeyler’ olduğunda hemencecik ‘bu kadar da olur mu ya insanı dinden soğutuyorlar’ demek yazarken dahi tüyleri diken diken eden tüm hücrelerimizi hayrete düşüren bu ses dalgalarının birleşimini duyunca ne tepki vermeliyiz?
Bizler de ‘vah vah Allah hidayet versin’ diyerek geçmeli miyiz ya da sadece kalbimizle buğz edip lanet kıyamet okuyup sorumluluğumuzu yerine getirdiğimiz inancıyla vicdanımız rahat yalan dünyanın yalan işlerine devam mı etmeliyiz?
Hayır! Uyandırın. Önce kendinizi sonra yanınızdakini işte böylece çevrenizi.. Bizimle başlayacak değişim. Deniz kıyısına vuran bütün deniz yıldızlarını gerekirse tek tek atacağız denize. Evet atacağız diyorum çünkü gerekirse çarpa çarpa söyleyeceğiz gerçekleri.
Ümmet uyanmalı. Biz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin ümmetiyiz. O yalnız kalmadı hiç etrafındaki birkaç sahabiyle çıktı bu yola sonra giderek çoğaldılar. Diğer peygamberlerimizin kitapları tahrif edildi sözlerini ulaştıran kimseleri yoktu terkedildiler bazıları öldürüldü gönderildiği millet tarafından. Ama biz gerek kitabımız gerek peygamber kelamlarıyla bugünlere vardık, biiznillah.
Şimdi çıkmış ahir zaman para, makam, ün hastaları hocayım diyerek hadisle ayetle dalga geçer olmuşlar. Yüreğinde iman bırakmadıkları insan o kadar çok ki.. Biz bildiğimiz gerçekleri anlatacağız, en azından tebliğ farzdır, ilim farzdır diyebilip çıkacağız bu yola.
Başta yazdığım ilk kelam Nur Suresi 51.Ayete ait biz Müslümanların gerçek tavrıdır. Peygambere sadakatin Allah’a ve gönderdiği son dine imanın gerçek tavrı. Bir ayet bir sure gönderildiğinde nedir, nasıldır, niyedir demeden kabulleniş harekete geçişti. Mantık değil Allah’a peygamberine güveniş itaat edişti. Her hayrı ve şerri Allah’tan bilip ona dayanmaktı. Müslümanca tavırdı.
İkinci kelam ise Nisa Suresi 46.Ayete ait. Babalarımızı bu din üzere bulduk diyen Yahudilerin ve diğerlerinin tavrıdır. Üzerlerine bıldırcın yağan, Kızıldeniz yarılarak karşıya geçirilen ve daha bir çok mucize istemiş ve verilmiş olanların buna rağmen nankörce tavırlarına imansızlıklarının tavrına eşittir. İsa buzağı kesin dediğinde nedir, nasıldır, tam tarif diye bahane arayıştı.
İman farkı bazen tek bi tıkla değişir. Hangi tavrı edindiğimize dikkat etmeliyiz.
İslam, mü’min akidesi bellidir. Din budur ya isyan edersin ya iman!
Yazımın başında olan İkinci kelamın anlamı; İşittik isyan ettik.
İlk kelamın anlamı; İşittik itaat ettik.
Post Top Ad
Responsive Ads Here
26 Ekim 2019 Cumartesi
İman mı? İsyan mı?
Etiketler
# KENDİ KALEMİMİZDEN
KENDİ KALEMİMİZDEN
Tags
KENDİ KALEMİMİZDEN
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder