Şu günlerde düşünüyorum da bir kadının cihad yaptığı yerlerden biri bence “evinin mutfağıdır.”
Bu zamanda bana en dehşet veren ve üzerinde durduğum konulardır; gıda, helal beslenmek, sağlıklı beslenmek, kimyasallar ve bize verilen vücuda en doğru şekilde sahip çıkmak. en başta “ne yerseniz o’sunuz” sözünü duymuştum pek dikkate almamıştım. Sonrasında idrak etmeye başladım, Sorgulamaya başladım, demekki her lokma bizim için önemli düşüncesine girdim. Çünkü bizler vücudumuza giren hiç bir gıdayı hiç bir ürünü sorgulamıyoruz. Devamlı hazıra ve kolaya kaçıyoruz. Bu iş bu kadar kolay olmamalıydı. Cenab-ı Hak bizim vücudumuzu öyle intizamlı bir şekilde yaratmış ki, tertemiz.. Ama biz ömrümüz boyunca onu kirletmekle meşgulüz. Çünkü vücudumuza aldığımız bütün besinler hücre gelişimi ve yenilenmesinin birer yakıtı. Besinlerin hücreler arası etkileşimi oldukça fazla. Vücudumuzda sayısını bilmediğimiz küçük küçük hücreler var ve bunların hepsi, biz görmesekte zikir halindeler, bizlerse bilmeden aslında bu zikri bozuyoruz, engelliyoruz. Sonra maneviyatımız alt üst oluyor.
Hayatımızı bir yoklayalım ne kadar şuurluyuz? Aldığımız her besin hücre ve genlerimize işleniyor. ama o içinde ne olduğunu bilmediğimiz ürünlerle bilin bakalım ne işleniyor? Hangi katkılar, hangi zararlı maddeler, hangi kimyasallar işleniyor? Vücudun tanımadığı bir sürü madde alıyoruz içimize. bizler ürünün içeriğine baktığımızda domuzdan elde edilen katkı maddesi yoksa hah tamam helaldir yenilenilir düşüncesinde oluyoruz, lakin iş o kadar basit değil. Şüphelilerden dahi uzak durmamızı söyleyen bi dinimiz var. hangileri şüpheli diye bakıyor muyuz peki? Bu ürünleri bize sunanların yararımız için sağlığımız için maneviyatımız için faydalı birşey yapacaklarını mı sanıyoruz?
Sadece ve sadece bizi mahvetmek için uğraşıyorlar, sağlığımızı, imanımızı, herşeyimizi.. Çünkü bizler kâmil manada müslüman kalabilmek için islamın mutfağından yememiz şart. gayri müslim mutfağından yersek hesabımız kolay olmayacaktır. Bize verilen bu sıhhatli tertemiz vücuda sahip çıkmanın yollarını bulmak zorundayız. Osman Nuri Topbaş Hocanın gıdalar hakkında sevdiğim bir yazısında geçer; ‘Mesela o lokmayı hazırlayan kişinin kalbi ne vaziyettedir? Bütün bu manevi kayıtlar o lokmayı yiyene geçer. Müsbet ise feyiz olarak, menfi ise kasvet olarak.. Yemeği pişiren gafil olmamalı, Böyle hususlara dikkat edilmeden yenen lokmadan öyle bir duman çıkar ki, feyz kanallarını tıkar.’e artık varın siz düşünün biz kimlerin hazırladığı ürünleri, lokmaları alıyoruz vücudumuza..
Kendi üzerimizde ki, insanlığın üzerindeki kasvetin farkında olup elimizden geleni yapmak işte bu yüzden çok önemli. bu emanete en güzel şekilde sahip çıkmak bizim görevimiz. Tek derdimiz hayatımızı her noktada islamlaştırmak olmalı. yuvalarımızı, bedenimizi islamlaştırmak olmalı. mü’minler için bu dünya rahat yeri değil derken, çok fazla rahatlar olduk.. Bizler geleceğin anne/babalarıyız. yetiştireceğimiz evlatlarda geleceğin anne, babası..
Bu yüzden islama her konuda yardımcı olmalıyız. gayri müslimin bize sunduğu her şeyden yüz çevirmeliyiz. uyanık olmaktan ve herşeyi sorgulamaktan başka çaremiz yok. bu yolda abarttığınızı düşünenler olacaktır, ALDIRIŞ ETMEYİN. çünkü doğru yolda olduğunuzu vicdanınız size çok güzel anlatıyor :) velhâsıl; böyle bir derdimiz bulunduğuna göre kadının islam’a ses verecek, Destek olacak, hanesini, ev halkını islamlaştıracak her hareketi aslında onun cihadıdır. hele hele bilinçli, maneviyatlı, şuurlu nesiller yetiştirmek muazzam bir cihaddır, vesselam.
Post Top Ad
Responsive Ads Here
26 Ekim 2019 Cumartesi
Mutfak ve Cihad
Etiketler
# KENDİ KALEMİMİZDEN
KENDİ KALEMİMİZDEN
Tags
KENDİ KALEMİMİZDEN
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder