“Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu.” Diye tanımlar TDK saygıyı.
Saygı duyulmak doğuştan gelen bir hak mıdır o zaman yoksa sonradan mı kazanılır? Bu konuda birçok farklı düşünce var ama benim bugün asıl üstünde durmak istediğim konu bir düşünceyi, durumu benimsemekle saygı duymanın karıştırılması. Yani ne demek istiyorum.
Şu an birçok farklı düşünce ve ideoloji türemiş durumda. İnsanlar inançlarına sıkı sıkıya bağlı hale gelmiş. Bir gün sosyal medya içerisinde bir düşünceye katılmadığınızı veya benimsemediğinizi söylerseniz-hangi düşünce veya ideoloji olursa olsun- büyük ihtimalle o düşüncenin taraftarları tarafından tepki alacaksınız veya yeni haliyle ‘linç’ yiyeceksiniz. Oysa ki söylediğiniz sadece “Ben x düşüncesine katılmıyorum.” idi.
İnsanlar artık bir düşünceye saygı göstermeyi ona katılmak, benimsemek hatta belki savunmak zorunda olmak gibi görüyor. Ama pratikte bu böyle olmaz ve olmadığında da büyük tepkiler bekliyor. Örneğin bana göre bir durum yanlışsa ve ben bunu belirtiyorsam çok fazla tepki alabiliyorum. Ancak söylediğim sadece konuya katılmadığımdı. Ağzımdan ne bir hakaret ne de kötü bir ifade çıktı.
Özetle artık sıklıka bir fikri benimsemekle o fikre saygı duymanın oldukça karıştırılıyor. Televizyonda, YouTube’de veya sosyal medyada bazı fikir akımları var ki sanki herkes benimsemek zorundaymış, savunmak zorundaymış gibi dayatılıyor. Eğer katılmıyorsan saygısızsın. Eğer herkesin o konu hakkında tweet attığı günde sessizliğini koruyorsan saygısızsın.
İnsanların fikre saygı duymak ve fikri benimsemek kavramlarını ayırt edebileceklerine inanıyor ve iyi günler diliyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder