Bir Vazifemiz Var
Zaman su misali akıyor. Bedenimiz gün geçtikçe yaşlanıyor. Ve biz her gün yaşayarak aslında ölüme gidiyoruz.
Hepimiz bir gün öleceğimizi biliyor, fakat ölüm sanki bize hiç uğramayacakmış gibi yaşıyoruz. Ve sürekli vaktimizi masivayla, malayaniyle doldurup,aslında boşa zamanımızı ve nefeslerimizi tüketiyoruz.
O halde, boş kaldığında yine kalk ve yorul!
Ayetini düşünüyor muyuz? Bir sürü boşa vakit geçiriyoruz,hatta bir ömür tüketiyoruz. Fakat kalkıp islam için yoruluyor
muyuz?
Kardeşlerim.
Biz bu dünyaya لیعبدون الا والإنس الجن خلقت وما ayetindeki maksadı yaşamak için geldik. Sadece yiyip,içip eğlenmek gibi basit işler yapmak için değil. Önce kulluk edip, sonra insanları kulluğa,islama davet etmek için buradayız.
Hem sadece yiyip,içip, yatmak gibi saydıklarımızı yaparak öylesine yaşayıp gelip,göçmüş insanlar gibi mi olmak
hedefimiz?
İsimler unutulmuş, nesiller tükenmiş, bir gün belki kabirler bile bilinmeyecek insanlar gibi mi olmak istiyoruz.
Yoksa her zaman dualarda yer verilen, unutulmayan, hayırla yad edilen insanlar gibi mi?..
Öyleyse etrafına bak kardeşim.
1400 sene öncesinden bize bırakılmış kıdemli bir dava yok mu önümüzde? Bu dünyada yolu dikenli olsa da, sonunda
bizi cennet bahçesine ulaştıracak, muştusu ilahi rahmandan gelen bir davamız yok mu?
Her şeyi boş vererek yaşayamayız!
Vurdumduymaz,gamsız,tasasız insanlar olamayız. O unutulmuş insanlar zümresinden Olmamalıyız...
Dertlenmeliyiz,Tasalanmalıyız.!
İslama yeni hayatlar kazandırarak, Müslümanlık adına,unutulmayan insanlar olmak için çabalamalıyız.
Bu ahir zaman bataklığında ümmetin gençler her gün daha çok zehirleniyor Gayrimüslimlikle. Etraf şimdiden
cehennem, meydanlar şimdiden yangın yeri. Ve hala böyle devam ediyorsa şayet,suç onların değil, suç bizim
suçumuzdur.
Biz bir şeyler bildiğimiz halde dışarıdaki kardeşlerimizi kurtarmak için, ateş her gün daha çok körüklenen odun
yığınına sürüklenen kardeşlerimiz çekip almak için, çabalamıyorsak bilin ki ziyandayız.
Her nimetin Şükrü kendi cinsindedir sözünü düstur edinerek çalışmalıyız.
Hepimiz yapabileceklerimizi sorumluluk bilip yapmalıyız.
Müslümanlık nimetine erdiysek, Müslümanca yaşamalı, ve müslüman kardeşlerimize tebliğde bulunmalıyız.
Ayağımız varsa koşmalı, dilimiz varsa konuşmalı, gözümüz varsa okumalıyız. Sesimiz varsa İslamı
haykırmalı,Kalemimiz varsa yazmalıyız.
Ve bu davada yüreğimizi varsa, yürekler kurmalı, insanları yüreğinden tutmalıyız.
Yoksa mahşerin o dehşetli gününde onlar biz yakamızdan tutup “sen aydınlıktaydın ama biz karanlıkta bıraktın”
diyecekler. Ve bizden hak isteyecekler.
Bir şeyler yapmalıyız kardeşlerim. Bir şeyler yapmalıyız..
Bu dava yerimizden oturarak ilerlemez. Bir yerden başlamalıyız. Taşın altına elimiz değil bedenimizi koymalıyız.
Karınca misal Çalışmalıyız çabalamalıyız.
Üzerimizdeki şu ölü toprağı artık silkeleyip atmalı, kayıp giden gençliğimiz yakalamalıyız. Yaşımızın ve bedenimizin küçüklüğüne aldanıp, ben yapamam dedirten şeytanlarımıza kanmadan,Rasulullah (s.a.v)
yanında büyüyüp Medine’yi kur’anla ve ferasetiyle fetheden Musab bin Umeyr’le,İslamiyet’i 10 yaşında
kabul eden Hz. Ali (r.a) ‘nın cesaretin kuşanmalıyız.
Üstad Necip Fazıl’ın tarif ettiği gibi “Kim var dediklerinde, sağına soluna bakmadan ben varım.”diyen bir gençlik
olmalıyız.
Hadi kardeşim..
İşe önce ailenden başla. En iyi yapabildiğin şeyle başla. En iyi bildiğin yerden, gayretle başla.
Hadi kardeşim..
Şimdi ayağa kalkma vakti. Şahlanma vakti. Uyanma vakti. Tebliğ etme vakti.
Bir kardeşimizi daha ölü bulup, yetişemedik diye dövünmemek için koşup, onlara yetişme vakti.
Ve unutma kardeşim..
Gayret bizden, muvaffakiyet Allah’tan..
Sefer bizden,zafer Allahtan...
Hayal-î Muhal
(Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.)
Post Top Ad
Responsive Ads Here
13 Nisan 2020 Pazartesi
Bir Vazifemiz Var
Etiketler
# HAYALİMUHAL
# KENDİ KALEMİMİZDEN
# YAZIHANE
YAZIHANE
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder