Camide yapılır mı böyle hareketler canım? Şu giyim kuşama bak, burası mescit çocuk parkı değil.
Küçük çocukla sohbete mi gelinirmiş. Camide dedikodu yapmaktan utanmıyorlar. Mescitleri kutsal
olmaktan çıkarmadan da mescit, camii, mabed dışında her yeri kabristana mı çevirmek gerek?
Konuşurken, gülerken, otururken, yemek yerken, her gittiğimiz mekan, tutunduğumuz hal ve tavır,
söz “ dini görev“ lerimiz dışına çıkmış sanki. İbadethaneler dışında her yerde kavga edilebilir mi
diyoruz yalan söylenebilir mi diyoruz çocuklarımıza alttan altta,sinsice.
Dini vazifelerimi yapayım da siyaset, ekonomi, içtimai hayata dair ne varsa, konu hayata dair ne
varsa, konu komşu beni ilgilendirmiyor, tavrı bizi ne ara çepeçevre sarmış.Öte yandan tüm bunları
biliyoruz fakat Müslüman kisvesi altında ahlaktan uzak bir millet haline dönüşmemiz de, Kureyşli
müşriklerin bir olan Allah’ı (c.c.) kabul ederiz ama “putlarımıza dokunma”; kabullenişi inancı, fikri,
hayat gailesi ile çevrelenmiş etrafımız. Sokakta yürürken, hele de pek bilmediğiniz bir şehirde
iseniz, girdiğiniz sokakları hem dikkatle yürürsünüz hem de geri dönüş yollarını ezber edersiniz
çünkü eve geri dönerken farklı bir sokaktan çıkma fikri pek güvenilir gelmez. Nasıl ki gideceğimiz
adresi bulmak inandığımız, bizim adım atıp öğrendiğimiz yolları yürümemiz başka yola saparsak
kaybolacağınız düşüncesini uyandırıyorsa, İslam’ın O kutsal yolu da küfürlü, gayri ahlaki, lâik
caddelere tehlikeli şüpheli kafelere adım attırmaz. Allah’ın adı ile başlamayan peygamberinin
lanetlediği, uygulamadığı hiçbir âdet müslümanın hayatında yer edinemez. Edilse dahi İslamdan
gayrısı tüm dinler, inançlar;elmas ve kömür misali aklı olan her yaratılanın kavrayacağı değerdedir.
Dinim İslam deyip, inanç çeşnisi içinde hayat sürmek, ve hatta hümanizm tutkunluğu ile elması
kömüre tercih etmek nedendir bilinmez.Birileri bir şeyi yanlış anlamış bir çok doğrusunu ekleyip
elimize vermiş, biz de kabul etmişiz akletmeden. Bunca tâğutu hıfzetmemiz, İslam’a mümin
kardeşlerimize ne kadar çıkmıyorsak sahip çıkışımız, hangi kafanın ağır bastığını ve hal ve kâl
diliyle putlarımıza dokunmasınlar da ne yıkılırsa, ne alınır satılır, hebâ edilirse edilsin her şeye göz
yummakla kalmayıp aklı duraklatıp, vicdan susturduğumuzu şeksiz beyan eder.
Yeter ki putlarımıza dokunmasınlar, gerisi hallolur!
Tutkun ve hayran olunacak bir deryaya bataklığın çer çöpünü karıştırıp, bulandırma fikrini mâsum
gösteren, anlatan, anlamayan bir türlü anlamayacak olan hamiyetperverler!
NURE
(Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.)
NURE
(Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder