Fazilet kelimesi "Fazl" kökünden gelir. Ziyadelik,
artış ve fazlalık demektir. Bir hususta ortak olan iki şeyden biri ortak
oldukları hususta diğerinden daha üstün ise onun için "bu diğerlerinden
daha faziletlidir" denilir. Mesela "at merkepten daha faziletlidir"
demek şu anlama gelir: At ve merkep yük taşımada ortak yanları olan iki
hayvandır. Fakat at, merkebe nispetle üstündür. Zira at, merkepten daha fazla
yük taşır ve daha hızlı koşar. Bu özellikler onun merkepten daha faziletli
olmasını sağlar. Bazen bir merkep cüsse
olarak at'tan daha büyük olabilir ama yine de merkebin attan daha üstün
olduğu söylenemez. Çünkü üstünlüğü cüsse itibariyledir. Oysa at, her zaman
merkepten daha üstün vasıflara sahiptir. Cüsse itibariyle olan üstünlük
sayılmaz. Zira hayvanlar yetenekleri ve özellikleri bakımından aranılır ve
kendisine sahip olunmaya çalışılır yoksa sırf cüssesi için değil! Diğer
hayvanlara nispetle at nasıl faziletli ise, ilim vasfı da diğer bütün vasıflara
nispetle hiç kuşkusuz daha faziletlidir. Atta bulunan hızlı koşma yeteneğinin
bir fazilet olduğunda şüphe yoksa da, bu mutlak bir fazilet sayılmaz. Ancak
ilim bizatihi ve kayıtsız-şartsız bir fazilettir. İlim hiçbir şeyle kıyas
edilemez. Zira ilim, Allah'ın Kemal sıfatıdır. Peygamberlerin ve meleklerin bütün
şerefi ilimden gelmektedir. Hatta atların bile zeki olanı, ahmak olanından daha
faziletlidir. Sonuç olarak ilim, hiçbir meziyete izafe edilmeksizin tek başına
faziletin ta kendisidir.
Bilinmelidir ki istenilen, rağbet edilen iyilikler ancak şu
üç sebepten dolayı istenilir;
a)Kendi zâtından dolayı
b)Başka şeylere ulaşmak için
c)Hem zatından dolayı hem de başka şeylere ulaşmak için
Kişinin zatından dolayı istediği iyilik, başka şeylere
ulaşmak için istediği iyilikten dolayı daha faziletlidir.
Başka şeylere ulaşmak için istenilen şeylere örnek; altın ve
gümüştür. Altın ve gümüş, şayet Allah kendileriyle alışveriş yapılmasını murad
etmeseydi hiçbir değeri olmayan iki maden olarak kalırlardı ve çakıl
taşlarından hiçbir farkları kalmazdı.
Kişinin, zatından dolayı istediği şeye ise âhiret saadeti ve
Allah'ın cemalini müşahede etmeyi istemek, örnek olarak verilebilir.
Vücudun sağlıklı olmasını istemek ise hem zatından dolayı
hem de başka bir iyiliğe ulaşmak için istenilen şeylerdendir. Mesela ayakların
sağlıklı olması, vücudun acı duymaması için bizatihi istenilen bir şey olmakla
birlikte, yürümek ve arzu edilenlere ulaşmak için de istenilir. Bu bakış
açısıyla baktığımızda ilim de hem kendisinden dolayı hem de ahiret saadetine
ulaştıran ve Allah'a yaklaştıran bir araç olduğu için istenilir. Zira Allah'ın
huzuruna ancak ilim ile gidilir.
İnsanoğlu için en büyük rütbe, ebedî saadet olduğuna göre bu
saadete ulaştıran vesile deen büyük fazilettir. Malum olduğu üzere ilim ve ilme
dayalı amel olmaksızın bu rütbeye ulaşma imkânı yoktur! Ameller de ancak amelin
keyfiyetini bildiren ilim ile yerine getirebileceğine göre dünya ve âhiret
saadetinin anahtarı ve amellerin en faziletlisi ilimdir. Nasil olmasın ki? Her
şeyin kıymeti, neticesiyle ölçülür.
İlmin; Allah'a yakınlaşmaya, melekle ve en yüce topluluk ile
aynı seviyeye ulaşmaya vesile olduğunu beyan ettik. Tabii ki bu saydıklarımız,
ilmin âhirette görülecek faydalarıdır.*
*İmam Gazali, İlme Teşvik syf(37-39)
KAFADOKUR

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder