Teslimiyet
İslam dinini tercih etmiş, Allah’a, Hz. Peygamber’e ve onun haber verdiği şeylere inanıp tasdik eden kimseye müslüman denir.
Müslüman demek teslim olan demektir. Allah’a teslim olan onun yasakladığı veya emrettiği her şeyi yürekten kabul eden kişidir.
Peki bizler ne kadar müslümanız, Rabbimize hakkıyla teslim olmuş muyuz? Allah bizi bazı emir ve yasaklar koymak suretiyle imtihan ediyor ve rahmeti gazabına galip olması dolayısıyla bu imtihanı da kolay kılıyor.
Şunu iyi bilmek gerekir:
Allah-u Teâla’nın yasakladığı, haram kıldığı bütün ameller birtakım fenalıklar üzerine bina edilmiştir. Allah (C.C) Kur-ân’da; zinanın, içkinin, kumarın haram olduğunu beyan ederken bu amellerin kişi ve toplum üzerindeki kötü etkilerini de zikretmiştir.
Peki neden böyledir, neden yasaklanan her amelin kişi üzerinde kötü bir tesiri vardır, bu bir tesadüf müdür? Elbetteki değil. Bu, Rabbimizin bizlere olan sınırsız rahmetinin bir tezahürüdür.
Konuyla ilgili olarak bir örnek vermek gerekirse;domuz etini zikredebiliriz.
Domuz etinin (hınzîr) pis ve zararlı şeylerden kabul edilip haram kılındığı Kur’ân-ı Kerîm’de açıkça belirtilmiştir: “Allah size ancak ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı” (el-Bakara 2/173 )
Bugün bütün ilim dünyası domuz etinin zararlı olduğunu kabul etmektedir. Bütün dezenfekte çalışmalarına rağmen zararından kurtulmak mümkün olmamıştır.
Kardeşlerim Allah-u Teâla domuz etini balık eti gibi kemikleri güçlendiren, hücreleri onaran, bağışıklık sistemini ve kalp sağlığını koruyan sağlığa faydalı olduğu için insanların çokça tercih ettiği bir et türü olarak da yaratabilirdi. Fakat Rabbimiz biz kullarına olan merhametinden dolayı bu haramdan uzak durmamızı kolaylaştırmak için sağlığa aşırı zararlı bir et olarak yaratmış. Tabii sapla samanı birbirine karıştırmamak lazım. Bizim haramlardan uzak durmamızın asıl sebebi bir takım fenalıklara yol açtığından değil, Allah’ın bu amelleri haram kılmasındandır. Maalesef bugünün modern müslümanı bu şuurdan mahrum olduğu için bir çok yerde Allah’ın hükmüne muhalefet ediyor.
Yine bu meseleyi de bir örnek üzerinden açıklayalım:
Bir ara izlediğim bir programda biri tesettürlü biri tesettürsüz iki kadın başörtüsü meselesini tartışıyorlardı. Tesettürsüz olan kadın saçın bir erkeği tahrik etmeyeceğini dolayısıyla da tesettürün farz olmadığını savunuyordu. Tesettürlü kadın ise saçın erkeği tahrik edeceğini bu yüzden de tesettürün farz olduğunu savunuyordu. Doğrusu bu iki savunmada yanlış çünkü burada bizi bağlayan saçın erkeği tahrik edip etmeyeceği değil Allah’ın tesettürsüzlüğü haram kılmasıdır.İslam’ın tüm emir ve yasaklarına bu şekilde bakmamız gerekir. Allah’ın emrettiği ve yasakladığı her şeyin elbette ki hikmetleri vardır. Bunları araştırıp öğrenmek de bir ibadettir. Fakat dediğimiz gibi aslolan hikmetler, faydalar veya zararlar değil Allah’ın emridir. Dolayısıyla herhangi bir dini meseleyi aklen izah edemesek de, modern dünyanın değerlerine uymasa da , Allah’ın bizi imtihan ettiğini ve kurtuluşa giden tek yolun Rabbimizin emrine teslim olmaktan geçtiğini bir an dahi unutmamalıyız.
MÜSEMMA
(Yazarın diğer yazıları için tıklayınız)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder