Birey Olarak Müslüman
Acaba gündelik yaşantımızda bazı ayrıntılara gerektiği ölçüde dikkatimizi yöneltmemiz mümkün oluyor mu? İslâmı hayat tarzını yaşantısına hâkim kılmak isteyen biri, ayrıntıların önemini her adımda fark eder. Kaba hatlarda birbiriyle aynı şeyi düşündüğü sanılan iki kişinin, ayrıntılar söz konusu olduğunda aynı şeyleri düşünmediği veya aynı şeyleri aynı mülâhazalarla ele almadığı fark edilebilir.
Nüanslardaki ayrımlar o kadar önemli mi, sorusu akla gelebilir. Temel meselelerde, ana hatlarda aynı doğrultuya yönelen insanların nüanslara bakışı değişse bile, bu durum onların tamamen farklı istikametlerde yürüdüğü anlamına gelir mi, diye sorulabilir.
Öyle nüanslar karşılaşılabilir ki, uç noktalara götürüldüğünde belli bir noktada buluşmuş olmanın arızî ve tesadüfî olduğu ortaya çıkabilir.
Somutlaştıralım: Türkiye’de bugün yüzde 99’unun Müslüman olduğu söylenen nüfus kesimini İslam’ın yekûn hattında toplayabiliriz. Başka bir deyişle bu insanların İslam’ın ana caddesi üstünde yürüdüğünü, kaba bir bakışla kabul etmememiz için sebep yoktur.
Ama konuyu, ”büyük adetler yasası” denilen kavramın dışına çıkartıp münferit kişilerin durumuna baktığımızda, yekûn çizgisinin ifade ettiği anlamı değiştirmemiz; toplamda yaptığımız hataları görmemiz imkan dahiline girer. Böylece Müslümanlar arasında İslam’ı hayatlarının gayesi ve ulaşılacak tek hedef olarak “görenlerin” adedini belirleme yolunda yapılacak araştırma karşımıza belki beklenmedik sonuçlar çıkartacaktır.
Demek istiyoruz ki, bir topluluk olarak aynı caddede yürüyor olmamız ayırıntılar bakımından ilk elde fazlaca önemli görünmeyebilir. Aynı caddede yürürken, acaba aynı zamanda aynı hedefe ulaşmayı düşünüyor muyuz?
Şimdi değindiğimiz durum nüanslar konusunda oldukça kaba bir yaklaşım. Ayrıntıya inmek mümkün. İki İslam velisi arasında geçen konuşmaya bakalım:
Şakiyk, İbrahim Ethem’e sorar:
-Geçim noktasından siz ne yaparsınız?
İbrahim Ethem şu cevabı verir:
-Bulunca şükrederiz, bulamayınca sabrederiz.
Şakiyk:
-Horasan’ın köpekleri de böyle yapar, der.
İbrahim Ethem:
-Ya siz ne yaparsınız?
Şakiyk:
-Bulunca dağıtırız, bulamayınca şükrederiz.
İki ehl-i şükür arasındaki nüans anlamlı değil mi?
*Müslümanca Yaşamak, Rasim Özdenören syf:117-118
KAFADOKUR
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder