Madde ve Mana İlişkisi - Hira Gençliği

HİRA GENÇLİĞİ

Post Top Ad

Responsive Ads Here

30 Nisan 2021 Cuma

Madde ve Mana İlişkisi


Madde ve Mana İlişkisi
 Genellikle madde ve mana ilişkisi üzerine yazılan metinlerin ekseriyeti maddeye yoğunlaşıp maneviyatı değersiz görenlerin eleştirilmesidir. Haklı bir eleştiri, fakat bunun tam tersi bir durumunda yani maneviyata yoğunlaşıp maddeyi değersiz görenlerin de eleştirilmesi lazım. Çünkü mana madde ile vücut bulur. Madde olmadan mana inkişaf etmez. Bu durumu somutlaştıralım:
Efendimiz (sav): “Kuvvetli mümin, zayıf / güçsüz müminden daha iyi, daha üstün ve Allah’a daha sevimlidir.” (Müslim, Kader, 34; İbn Mace, Zühd, 4168) buyuruyor.  Öyleyse Müslümanların kültürlü, eğitimli; bilim, sanat, teknoloji üretebilen ve hayatın her alanında gelişmiş bir toplum oluşturması gerekir. Oturduğumuz yerden sadece el açıp maneviyata yönelerek güçlü olma yolunda ilerleme kat edemeyiz. Maddi bir güç ortaya koymalıyız ki Allah‘ın (C.C) yardımı üzerimizde tecelli etsin. Aksi halde yerimizde saymaya devam edeceğiz.
   Biz her ne kadar Allah yardım eder, sabredelim, dua edelim diye diye kendimizi uyutsak da gerçekte öyle olmuyor. Allah’a (C.C) yöneldiğimiz vakit elbette yardım eder fakat evvela maddi güç olması gerek. Çalışmayan, çabalamayan, varlık göstermeyen Müslüman’a Allah (C.C) yardım etmez. Hedefe giden yolda maddi gücü de dikkate almalıyız.
  Bir düşünelim Bedir’de kazanan sahabe Uhud’da niye kaybetti? İman zafiyetine mi uğramışlardı? Hayır! Sahip oldukları şuuru mu kaybetmişlerdi? Hayır! Allah’ın görünmez orduları mı yardıma gelmemişti?  Hayır. Bunların hiçbiri değil.  Asıl sebep elli okçunun bulunması gereken zamanda bulunması gereken yerde bulunmamasıydı. Maddi anlamda bir eksiklik vardı, dolayısıyla kaybettiler.  Hatta bu bağlamda Enfal suresinin 66. ayetini de örnek gösterebiliriz:
  “Sizin sabırlı yüz kişiniz onlardan iki yüz kişiyi yener; sizin bin kişiniz, Allah’ın izniyle, iki bin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal Suresi 66. Ayet)
  Allah-u alem bu ayet mananın gücüne ve maddenin önemine dikkatleri çekiyor çünkü ayet sadece maddenin önemine dikkat çekiyor olsaydı şu şekilde devam etmesi gerekirdi: Sizden sabırlı yüz kişi olursa, yüz kişiye galip gelir. Eğer sizden sabırlı bin kişi olursa, bin kişiye galip gelir. Veya ayet sadece mananın gücüne dikkat çekiyor olsaydı o zamanda şu şekilde devam etmesi gerekirdi: Sizden sabırlı yüz kişi olursa, iki yüz kişiye de bin kişiye de iki bin kişiye de galip gelir. Fakat ayette maddenin ve mananın mevcudiyetini görüyoruz.
  Demek ki maddede manada tek başına güçlü olmak için yetmiyor. İkisinin birbirini tamamladığı bir yapı gerekir.
  İslam dünyasının geri kalmışlığının, tek sebebi batı değildir. Evet batının hiç de küçümsenmeyecek önemli bir rolü var fakat geri kalmışlığın en mühim sebeplerinden biri maddi gücü önemsemeyen kendilerini güçsüzlüğe mahkum eden Müslümanlar’dır. Bu gerçek hoşumuza gitmese bile üzerinde durmalıyız ki mazlum olmak Müslümanlar için mukaddermiş gibi bir algı oluşmasın. Çünkü bizler  mazlum rolünü oynamaya devam ettiğimiz müddetçe, zalim rolüne talip çok insan çıkar karşımıza. Batı’ya zulüm yakışır mı yakışmaz mı bilemem ama “ Zulme uğramayın, güçlü olun” diye emreden bir Peygamberin ümmetine mazlum ve güçsüz olmak hiç yakışmıyor.
   Güçlü bir maneviyatla maddeyi ölçüsü gereği harmanlayabilmemiz ümidiyle...
 
|MÜSEMMA

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder