Madde ve Mana İlişkisi
Genellikle madde ve
mana ilişkisi üzerine yazılan metinlerin ekseriyeti maddeye yoğunlaşıp
maneviyatı değersiz görenlerin eleştirilmesidir. Haklı bir eleştiri, fakat
bunun tam tersi bir durumunda yani maneviyata yoğunlaşıp maddeyi değersiz
görenlerin de eleştirilmesi lazım. Çünkü mana madde ile vücut bulur. Madde
olmadan mana inkişaf etmez. Bu durumu somutlaştıralım:
Efendimiz (sav): “Kuvvetli mümin, zayıf / güçsüz müminden
daha iyi, daha üstün ve Allah’a daha sevimlidir.” (Müslim, Kader, 34; İbn Mace,
Zühd, 4168) buyuruyor. Öyleyse
Müslümanların kültürlü, eğitimli; bilim, sanat, teknoloji üretebilen ve hayatın
her alanında gelişmiş bir toplum oluşturması gerekir. Oturduğumuz yerden sadece
el açıp maneviyata yönelerek güçlü olma yolunda ilerleme kat edemeyiz. Maddi
bir güç ortaya koymalıyız ki Allah‘ın (C.C) yardımı üzerimizde tecelli etsin.
Aksi halde yerimizde saymaya devam edeceğiz.
Biz her ne kadar
Allah yardım eder, sabredelim, dua edelim diye diye kendimizi uyutsak da
gerçekte öyle olmuyor. Allah’a (C.C) yöneldiğimiz vakit elbette yardım eder
fakat evvela maddi güç olması gerek. Çalışmayan, çabalamayan, varlık
göstermeyen Müslüman’a Allah (C.C) yardım etmez. Hedefe giden yolda maddi gücü
de dikkate almalıyız.
Bir düşünelim Bedir’de
kazanan sahabe Uhud’da niye kaybetti? İman zafiyetine mi uğramışlardı? Hayır!
Sahip oldukları şuuru mu kaybetmişlerdi? Hayır! Allah’ın görünmez orduları mı
yardıma gelmemişti? Hayır. Bunların hiçbiri
değil. Asıl sebep elli okçunun bulunması
gereken zamanda bulunması gereken yerde bulunmamasıydı. Maddi anlamda bir
eksiklik vardı, dolayısıyla kaybettiler.
Hatta bu bağlamda Enfal suresinin 66. ayetini de örnek gösterebiliriz:
“Sizin sabırlı yüz
kişiniz onlardan iki yüz kişiyi yener; sizin bin kişiniz, Allah’ın izniyle, iki
bin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal Suresi 66. Ayet)
Allah-u alem bu ayet
mananın gücüne ve maddenin önemine dikkatleri çekiyor çünkü ayet sadece
maddenin önemine dikkat çekiyor olsaydı şu şekilde devam etmesi gerekirdi:
Sizden sabırlı yüz kişi olursa, yüz kişiye galip gelir. Eğer sizden sabırlı bin
kişi olursa, bin kişiye galip gelir. Veya ayet sadece mananın gücüne dikkat
çekiyor olsaydı o zamanda şu şekilde devam etmesi gerekirdi: Sizden sabırlı yüz
kişi olursa, iki yüz kişiye de bin kişiye de iki bin kişiye de galip gelir.
Fakat ayette maddenin ve mananın mevcudiyetini görüyoruz.
Demek ki maddede
manada tek başına güçlü olmak için yetmiyor. İkisinin birbirini tamamladığı bir
yapı gerekir.
İslam dünyasının
geri kalmışlığının, tek sebebi batı değildir. Evet batının hiç de
küçümsenmeyecek önemli bir rolü var fakat geri kalmışlığın en mühim
sebeplerinden biri maddi gücü önemsemeyen kendilerini güçsüzlüğe mahkum eden
Müslümanlar’dır. Bu gerçek hoşumuza gitmese bile üzerinde durmalıyız ki mazlum
olmak Müslümanlar için mukaddermiş gibi bir algı oluşmasın. Çünkü bizler mazlum rolünü oynamaya devam ettiğimiz
müddetçe, zalim rolüne talip çok insan çıkar karşımıza. Batı’ya zulüm yakışır
mı yakışmaz mı bilemem ama “ Zulme uğramayın, güçlü olun” diye emreden bir
Peygamberin ümmetine mazlum ve güçsüz olmak hiç yakışmıyor.
Güçlü bir
maneviyatla maddeyi ölçüsü gereği harmanlayabilmemiz ümidiyle...
|MÜSEMMA
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder