NAMAZ'IN KAZANDIRDIKLARI - Hira Gençliği

HİRA GENÇLİĞİ

Post Top Ad

Responsive Ads Here

28 Mayıs 2021 Cuma

NAMAZ'IN KAZANDIRDIKLARI



 NAMAZ’IN KAZANDIRDIKLARI

     “Ameller sonuçlarına göre değerlendirilir” (Buhârî, Kader, 5; Rikak, 33.) 
   
      Eda ettiğimiz ibadetlerin bizde nasıl bir sonuç hasıl ettiği mühim bir meseledir. Nitekim her  ibadetin abide kazandırdığı hasletler vardır ve bu hasletler bizde belirdiği zaman ibadetlerimizin Allah (cc) nezdinde kıymeti vardır. 
     Bu yazımızda İslam dininin beş temel şartından biri ve dinin direği olan Namaz’ın kişiye kazandırdığı hasletleri zikredeceğiz.

    Namaz, Oruç, Hac, Zekat İslam’ın temellerindendir ve her müslümana farzdır. Fakat bu ibadetleri eda etmeye bir mani varsa ya farziyeti sakıt olur ya da farklı bir şekilde eda etmek gerekir. Örneğin;
Malı nisap miktarından az olan kişiye zekat farz değildir.   Yeterli mali imkana sahip olmayan, gücü yetmeyen kişiye hac farz değildir. Sağlığı hiç bir zaman oruç tutmaya müsait olmayan oruç tutmaz, fidye verir. Eğer buna da gücü yetmezse tevbe ve istiğfar eder. Sonuç olarak imkanınız yoksa bu ibadetlerden muaf tutulabiliyorsunuz. Fakat bilmem dikkatinizi çekti mi? Bu bağlamda Namaz bir istisnadır. Kişi fakir de olsa ihtiyar da olsa sağlık durumu kötü de olsa hatta felçli olsa îma ile kılar, (Îmâ, rükû ve secde yerine başla işaret etmek demektir) namazın farziyeti sakıt olmaz. 
     Namaz’ı bu yönüyle diğer ibadetlerden faklı kılan sebep, Allah’ın (cc) Miraç gecesinde Ümmet-i Muhammede lütfeylediği üç hediyeden birinin Namaz olmasıdır. Madem ki Namaz bir hediye öyleyse bu hediyeden kimsenin mahrum olmaması gerekir. Dolayısıyla ergenlik yaşına gelen ve akıllı olan her müslüman, namaz kılmakla yükümlüdür. Hatta Namaz sadece Ümmeti Muhammed’e değil Hazreti Adem’den (as) Efendimiz’e (sav) kadar tüm peygamberlere ve ümmetlerine bahşedilmiş bir hediyedir. Hemde öyle muazzam bir hediye ki, miraca  yükselip Allah’ın (cc) misafiri olma şerefini sunuyor ve Allah’ın (cc) misafiri olduğumuz zaman bizlere kendi ahlakından ikram ediyor. Namaz, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanma fırsatıdır. Tabi her namaz kılanı Allah (cc) huzuruna kabul etmez. Eğer  kılınan namaz alışkanlıktan, sadece beli eğip bükmekten ibaretse ve zihin Allah ile meşgul değilse bir fayda sağlamaz. Her ne zaman ki kul, Allah’ın (cc) huzurunda olduğunu idrak eder, zihin ve kalp sadece Allah (cc) ile meşgul olur, işte o zaman Allah (cc) huzuruna kabul eder ve o zaman kuluna güzel huylar ikram eder, ruhunu temizler, kötülükten, kirden arındırır.
   Kısacası Namaz insanı kötülükten ve hayasızlıktan alıkoyar. Nitekim Allah (cc) Ayet-i kerîmede şöyle buyuruyor:

       “(Rasûlüm!) Sana vahyedilen Kitab’ı oku ve namazı kıl! Muhakkak ki namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allâh’ı zikretmek, şüphesiz en büyük iştir. Allah yaptıklarınızı bilir.” (el-Ankebût, 45)

Bir gün Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz ashâbına:

“–Ne dersiniz? Birinizin kapısının önünde bir nehir aksa, o kimse her gün bu nehirde beş defa yıkansa, (vücûdundaki) kirden bir eser kalır mı?” diye sormuşlardı. Ashâb-ı kirâm:

“–O kimsenin kirinden hiçbir şey kalmaz.” dediler. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“–Beş vakit namaz, işte bunun gibidir. Allah beş vakit namazla günahları silip yok eder.” buyurdular. (Müslim, Mesâcid, 283. Bkz. Buhârî, Mevâkît, 6)
       Mevlana bir sözünde;
“Kıldığın Namaz, sana çobanlık eder; seni kötülüklerden, kurtlardan kurtarır.” buyuruyor. Bu yüzden biz Namaz’a muhtacız. Çünkü içinde bulunduğumuz zaman, Efendimizin (sav) uyardığı, dikkatleri celbettiği, sahâbenin hayret ettiği  “AHİR” zaman. “MODERN” diye isimlendirlen fakat gerçekte Allah’ın (cc) iradesinden, emirlerinden arındırılmış nefsin hevası üzerine kurulu, seküler bir tavrı olan hayat tarzı mevcut. Her şey adeta Allah’ı unutturmak için düzenlenmiş. Hoca diye itibar ettiğimiz adamların bile birer birer nasıl hak yoldan saptıklarına şahitlik ediyoruz. Böylesine dehşetli bir zamanda acaba biz neyimize güvenipte İlahi yardımdan, müminin ayağını kaymaktan alıkoyan Namaz’dan kendimizi mahrum bırakabiliriz. Hak yol üzerinde sağlam durabilmek Allah’ın lütfuyla mümkündür. 
Secde etmekten aciz bir kula Allah (cc) lütfeder mi? Namaz her şeyin başıdır. Kul secde ederek Rabbine bir adım yaklaşsın Rabbi ona on adım gelecek. Bunu Namaz’ı hakkıyla kılan her insan kendi şahsiyetinde tecrübe edebilir. Kulluk şuurunda ki ilerlemeyi fark edebilir. Namaz İslami bir eğitimdir. Namaz kıldığımız esnada Allah’ın bizi eğittiğini, ahlakıyla ahlaklandırdığını  fark edemeyiz. Çünkü bu uzun vadede oluşan bir şeydir. Fakat namazı hakkıyla ve düzenli kılan kişi bir süre sonra kendindeki değişimi farkedecektir. Eğer bir değişim hasıl olmamışsa sorun Namaz’da değil kişinin namazı hakkıyla kılmamasındandır. 
       Bir gün bir kişi Peygamber Efendimiz’e gelerek:

“–Falan zât gece namaz kılıyor, sabah olunca da hırsızlık yapıyor!” dedi. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

“–Hakîkî namaz kılıyorsa, bu namazı ve namazda okuduğu Kur’ân âyetleri, onu yaptığı kötü fiilden uzaklaştıracaktır.” (Ahmed, II, 447)
     Sonuç olarak Allah’ın hediyesini kabul edin, siz de bir değişim hasıl etmesine müsaade edin, Etrafınızda bu zamanda böyle dürüst, ahlaklı olabilmeyi nasıl becerebiliyorsun? diye soran olursa da Sahibim beni böyle eğitti dersiniz
   Allaha emanet

MÜSEMMA

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder