Modern Müslümanın Yanılgısı
“Allah onlardan râzı olmuş, onlar da Allah’tan râzı olmuşlardır.” (Beyyine/8)
Ayetin ifadesindende anlaşıldığı üzere Allah’ın rızasını kazanmak, Allah’tan razı olmaya/kul olmaya bağlıdır. Bu imanın vazgeçilmez göstergelerinden birisidir. Nitekim Müslüman olmak demek; İstisnasız Allah Teala’nın gönderdiği bütün ahkama teslim olmak, kabul etmek demektir. Olması gereken tam da bu iken maalesef modern Müslümanın kabul etmekte zorlandığı veya inkar ettiği İslami hüküm pek fazladır. İşin en can alıcı noktası ise bu hükümleri, akla ve insan haklarına (yazının devamında bu hususa dair bir kaç örnek zikredeceğim) aykırı olduğu için reddettiklerini iddia etmeleridir. Sahi bu hadsiz ve yersiz iddianın sahiplerine sormak lazım bir şeyin akla ve insan haklarına aykırı olup olmadığını neye göre belirlememiz lazım?
AKIL HER ZAMAN DOĞRUYA ULAŞTIRIR MI?
İmam Mâturîdî’nin aklın rolü bağlamında müthiş tespitleri vardır. Ona göre akıl duyguların, eğitim-öğretim ve kültürün tesiri altında kalabildiği için güzelin çirkin, iyinin kötü, doğrunun yanlış olduğuna hükmedebilir. (İslam Ansiklopedisi)
Akıl, bulunduğu zamana göre şartlanabilir bu yüzden de her zaman doğruyu tesbit edemeyebilir. Çünkü bizim bilinçaltımızı formatlayan modern bir dünya var ve bu formata uymayan/uyuşmayan hususları akıl kabul edemeyebilir. Her ne kadar bugünün modern Müslümanı İslami bir hükmü inkar ederken veya algılayamazken aklına uymadığını söylese de o hüküm aklına değil sadece bulunduğu zamanın algısına, kabullerine uymuyordur. Örneğin:
Modern hukuk, kadın miras taksiminde erkekle eşit paya sahiptir der. İslam hukuku ise kadının mirastaki payı erkeğin hissesinin yarısı kadardır der. Çünkü Allah(cc), geçim mesuliyetini erkeğe yüklemiş, bu yükü hafifletmek için de mirastaki hissesine iki pay ayırmış. Düşündüğümüz zaman bu gayet tabidir ve akla aykırı hiç bir tarafı yoktur. Fakat ilginç bir şekilde İslam’ın kadın için takdir ettiği miras hissesini beğenmeyenler “Ya bu zamanda böyle şey mi olur, hiç aklınız yok mu bu akla aykırıdır?” gibi söylemlerde bulunuyorlar. Kendimizi kandırmayalım. Bunun akla aykırı hiç bir tarafı yok sadece modern hukuka uygun değil.
Doğrusu hepimiz aynı çağda yaşıyoruz ve elimizde olmadan bizimde bilinçaltımız bu şekilde formatlanıyor. En tehlikelisi ise bilinçaltımızda bir şey normalleştiği zaman aksi anormalleşmeye başlıyor. Ola ki dini bir meseleyi aklen izah edemezsek, kestirip atmayalım. Allah (C.C) hakkında hüsnüzan edelim. Bizlar Allah’ın âlim olduğuna iman etmiş Müslümanlarız; Rabbimiz böyle takdir etmişse bildiği vardır, diyip teslim olalım.
Nitekim Hz. Ömer bir haccında el-Hacerü’l-esved’e yaklaşıp öpmüş ve şöyle demişti:
“Allah’a andolsun ki senin zarar veya fayda vermeyen bir taş olduğunu biliyorum; eğer Resûlullah’ı seni istilâm ediyor görmeseydim ben de seni istilâm etmezdim.” dediği bilinmektedir (Buhârî, “Ḥac”, 57; Müslim, “Ḥac”, 249-250).
Hz. Ömer bir taşa verilen değeri aklen izah edemiyor ama efendimizin el-Hacerü’l-esved’e değer verdiğini bildiği için hürmet ediyor. Her Müslümanın sahip olması gereken müthiş bir teslimiyet...
İNSAN HAKLARI MI?
Tabii işin bir de insan hakları yönü var. Yazının başında belirttiğim gibi bu hükümlerin reddedilmesinin sebeplerinden biri de insan haklarına aykırı olduğunun iddia edilmesidir. Bir hükmün insan haklarına aykırı olup olmadığını kime göre/neye göre belirlemeliyiz? Adaletin herkese hakkını vermek olduğunda hem fikiriz. Fakat sıra neyin hak neyin nahak olduğunu belirlemeye gelince işin rengi değişiyor ve ayrışmalar başlıyor. İnsan hakları, yine insanlar tarafından belirlendiği için izafidir.
Somutlaştıralım:
Feminizm kürtajın kadınların hakkı olduğunu savunur. Bir feministe kürtaj yasal hak mıdır? diye sorucak olursanız size “Evet Kürtaj haktır, bedenimle ilgili işlem yapma hakkı tamamen bana aittir.” diyecektir.
Fakat İslam hukukçularının hak/hukuk anlayışına göre cenin anne rahmine düştüğü andan itibaren hayat hakkına sahiptir. Annenin bu hayatı sonlandırmaya hakkı yoktur.(hayati risk istisna) Çünkü bebek onun mülkiyetinde değil zimmetindedir. Bir örnek daha:
Geçtiğimiz aylarda Burcu Ö. isimli bir oyuncu anne olmak için evlenmesine gerek olmadığını söyledi. Bu hanımefendiye göre kendisinin evlenmeden çocuk sahibi olmaya hakkı var. Peki doğuracağı çocuğun bir babaya sahip olma hakkı yok mu?
Bizce her çocuk bir babaya ve aileye sahip olmalıdır. Çocukların bu haklarını “bireysel özgürlük” adı altında kimse ellerinden almamalıdır.
Verdiğim iki örnekte de göstermek istediğim hak/hukuk anlayışı kişiye göre değişebilir. Dolayısıyla her kanun hukuki değildir, çünkü insan anlayışına göre şekillenmiştir. İnsanın yanılma ihtimalini göz ardı edemeyiz. Fakat biz Müslümanlar için Allah (C.C) her türlü yanılgıdan ve noksanlıktan münezzehdir. Rabbimiz (C.C) idam cezası haktır diyorsa bizde haktır der, teslim oluruz. Recm haktır diyorsa bizde haktır der, teslim oluruz. lgbt hak değildir diyorsa bizde hak değildir der, teslim oluruz ilâ-âhir... Aksini iddia eden varsa imanını sorgulasın.
Dikkat!
“Modern” hukuku insan haklarına uygun kabul ettiğiniz andan itibaren “İslam” hukukunu insan haklarına aykırı kabul etmek zorunda kalırsınız
Müsemma
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder