Ümmetin Kanayan Yarası Kudüs
Rabbimizin çevresini mübarek kıldım buyurduğu, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Mirac'a yükseldiği mübarek belde, ilk kıblemiz. Bir gün Hz. Meymüne annemiz “Ey Allah Rasülü Mescidi Aksa hakkında ki hüküm nedir diye buyurduğunda Peygamber Efendimiz (Aleyhisselam): “Oraya gidin ve namaz kılın. Eğer oraya gidemez ve içinde namaz kılamaz iseniz kandillerinde yakılmak üzere zeytinyağı gönderin” buyurduğu kutsal mescid. Hz.Ömer'in (r.a) feth ettiği ve daha sonrasında tekrar gayrimüslimlerin istilasına uğradıktan sonra feth edilmediği müddetçe Selahaddin Eyyubi'nin yüzünün gülmemesine sebep olan diyar. Cennet Mekan Sultan Abdülhamid Han'ın siyonistlerin emellerine karşı imanlı duruşu. Bu topraklar kan ile alındı ve ancak kan ile verilir. Ve yine dedemizin buyurduğu gibi: “Eğer biz bu topraklardan çekilirsek kıyamete kadar kan durmayacaktır.” Kan ile alınan topraklar ne yazık ki kan ile verilmeden siyonist işgallere maruz kaldı. Ve bugün Müslümanlar kendi topraklarında zulm ile karşı karşıya. Mescidi Aksa'mız gavur postallarının altında kalmış, Ümmet öz yurdunda garip, öz vatanında parya muamelesi görüyor. Yahudi her an bu ümmetin uyanacak korkusunu üstünde taşırken ümmet hiç uyanmayacak gibi bir tutum içinde. Dünya derdi din derdinin önüne geçmiş. Oysaki en büyük şeref olan dini değerlerimiz çiğnenirken bizim gururluca yaşıyor, bu derdi yüreğimizde hissetmemiş olmamız ne acı. Dünyanın her bir yerindeki Müslümanlar Mescid-i Aksa'yı boş bırakmamalı. Gruplar halinde seferler düzenleyip o kutsal toprakların sahipsiz olmadığını dünya aleme ilan etmelidir. Yahudiler birbirlerini her alanda koruyup, savunur iken Müslümanların sürekli birbirine menfaat ile yaklaşması ne acı. Kendilerine vaad edilmiş toprakların olduğunu sanan sapkın bir toplum ile bu ruhsuzluk ile mücadele nasıl edilebilir. Onlar birbirine destek olmak için alışverişi dahi kendi dükkanlarından yapar iken bizler kardeşimizin işlerinin bozulmasını, kötü olmasını bekler hale gelmişiz. Bugün dahi işgal ettikleri topraklarımızda şahit oluyoruz ki nasıl birbirlerine kol kanat geriyorlar. Biz birbirimize çelme takma peşindeyiz. Onlar evlatlarına daha çocuk iken Müslüman düşmanlığını aşılarken biz çocuklarımıza onların hayat biçimini benimsetiyoruz. Onlar kendi inançlarındaki giyim tarzlarına bağlı iken, kendilerinin Yahudi olduklarını belirtmek için inançlarınca giyinirken, bizler bugün dinimizin emrettiği tesettüre ve Peygamberin yolu, Müminin izzetli dediği sarığa sünnettir ne olacak şuurunda kalmışız. “Bizleri yahudiden ayıran takke üzerinde ki sarıktır.”(hadisi şerif) Onlar evlenecek çiftlere evlenmeden önce onlara evliliğe hazırlık için özel eğitimciler sunarken bizler nesillerimizi harap hale getirecek düzenler kurmuşuz. Evet bir uyanışa, bir uyandırıcıya bir yeni Selahaddin'lere ihtiyacı var bu Ümmetin. Her Müslüman bireyin vazifesi dinini iyi bilmek, Selahaddin'leri ve onu yetiştiren anne gibi olan evlatlar yetiştirebilmektir. Avrupa özentisi, celladına aşık olmuş bir vasfiyetten kurtulmaktır. Unutmayalım ki savaş düşmana benzeyip, onlar gibi bir yaşantı içinde iken kaybedilir.
|Şeşah

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder