“Yaşamak yaralanmaktır.” diyor Cemil Meriç. Yara almak ve yaşamak... “Direnmektir” diyor Zarifoğlu her şeye inat, direnmek. Bir başka yorumu ise İsmet Özel getiriyor yaşamaya; “Yaşıyor olmak savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir.” Ne ağır tanımlar bunlar... Halbuki biz yaşamayı tanımlarken “Yuvarlanıp gidiyoruz işte ..” deriz. Acaba bunun şair olmakla bir ilgisi mi var? Süslü cümleler kuramayışımız bundan mı? Tabi ya. Başka neden olacak. Adamların işi bu. Sıradan söylemleri süslemek... Hayır. Buna bütün varlığımla karşı çıkıyorum. Yazık! şairler kadar cesur değiliz. Yaralanmaktır diyor ya Cemil Meriç, yarası, bir derdin kaygusunu gütmekten. Yaşamak direnmektir derken direndiği nedir sırlı cümlelerin mimarının. Neyle savaşıyor İsmet Özel? Bir dava değilse nedir bu satırların anlamı? Yaşamanın amacı nedir? Doğar, büyür, çoğalır ve ölür mü insan. Bu koca ömrün işlevi bu kadar mı? Haydi birde Kalemlerin en yücesinin tanımına bakalım ne yazmış;
“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat,56) Yaşamak; yaralanmak, direnmek, savaşmak bütün bunların gayesi yalnızca Allah’a kulluk için olmalıymış. Şu güzel günler gelmişte geçiyorken soralım mı bir kez daha ‘ne için yaşıyorum?’ Dünya’ya geliş amacımı destekliyor mu yaşamım?
Haydi hep birlikte içimize dönelim.
Kalbimize,
Allah’a .
(Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder