“Cahiller onlara laf attıkları zaman, ‘selam!’ der
geçerler.” Ve kime neyi ne kadar anlatacağımız hususunda Rabbimizin ayeti
ölçümüz olmalıdır...
Kimi insanlar da vardır ki arkalarına dönüp bakma ihtiyacı hissedince
karşısında koca koca engeller ve dökülenler görür -ki bakmak ve görmek
arasındaki o ince çizgiyi idrak edebilenler ancak farkına varır- Ve ben
engeller karşısında pes edenlere “dökülenler” diyorum. Tıpkı tuzla buz olan
büskiviler gibi... Fakat bu dökülmelerine, acizliklerine rağmen sürekli
başkalarına peşin hüküm verme niyetindedirler...Tökezledikleri yolda
ilerleyenleri görünce öfkelerinden yerdeki çamuru ilerleyenlerin üzerine
sıçratmaya çalışırlar. Daima öfke saçıp tek doğrunun kendileri olduğunu
düşünürler. Yerdden kaldırmak için elinizi uzatsanız kolunuzdan tutup yere
çalarlar. Öfkeleri benliklerini öyle sarmıştır ki , kalplerindeki azıcık sevgi
kırıntısını doğru kullanabilseler tüm dünya güzelleşecek aslında. Severse eğer
kalplerindeki çamurlar çiçek açacak, kaktüsler meyve verecek. Öyle ya sevmek
çöllere yağmur yağdırır, çirkini güzelleştirir. Sevmekle bahar gelir kutuplara.
Sevmek ölüleri diriltecektir de farkına varması için bazen ölmesi gerekecektir.
Ve o vakit sevmenin hiçbir anlamı kalmayacaktır.
Şairin de dediği
gibi:
"İnsan sevmeli;
bazen bir insanı, bazen bir ağacı ya da kanadı kırık bir kuşu."
TALEBEGİLLERDEN
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder